Marvel, X-Men serisini yarattığından beri mutantlar başlı başına büyük birer problem ve karmaşadır. Güçlerini trajik orijin hikayelerle değil tamamen doğuştan edinilen genlerle kazanan mutantlar, her biri bir diğerinden ayrı yeteneklere sahip insan topluluğudur. Bu topluluğun üyelerini güç sınıfına sokmak için çeşitli seviyeler belirtilmiştir. Seviyelerin altında yer alan mutantların incelenmesi ve onların anlaşılması kolaylaştırılmak istenmektedir. Yazımız, bir mutantın ulaşabileceği en üst seviye olan omega seviyesine değinmektedir.
Küçükten büyüğe beta, epsilon-beta, alfa ve omega olarak sınıflandırılan mutantlar yalnızca mutasyonları omega seviyesinde olduğunda birer omega mutant kabul edilebilmektedir. Örneğin telepati yeteneği omega olan bir mutant olarak Emma Frost, omega seviyesinde bir mutant değildir çünkü onun mutasyonu değil yeteneği omegadır. Veya benzer şekilde hem bir telepat hem de bir telekinetik olan Jean Grey’in yalnızca telepati mutasyonu omegadır. Öyle ki zaten, birden çok yeteneğe sahip mutantlar olsa bile bir mutant ancak bunlardan birisiyle omega seviyesine ulaşabilmektedir.
Peki omega seviyesi nedir? Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Omega seviyesi gücün miktarını ya da yoğunluğunu göstermez. Bir mutantın mevzubahis mutasyonu herhangi bir doğal limite sahip değilse yani sınırsızsa o mutant omega seviyesinde kabul edilir. Yani omega seviyesi, mutasyonun çok güçlü olmasını değil sınırsız olmasını ifade etmektedir. Öyle ki alfa seviyesi bir mutant olan Profesör Charles Xavier, aşağıdaki listede göreceğiniz pek çok omega mutantı tek başına alt edebilmiştir.
Omega seviyesi mutantlarla ilgili hatta omega seviyesinin kendisiyle ilgili pek çok yanlış bilinen yargı olduğu için bu kulvardaki karakterlerin de çoğu tartışma konusudur. Bazı kaynaklar Noel Baba’yı bile (evet Noel Baba) omega seviyesi mutantı olarak ele almaktadır fakat kendisiyle ilgili resmi bir sınıflandırma söz konusu değildir. Yalnızca bir zamanlar Cerebro’nun tespit ettiği en güçlü mutant olarak tanımlanmıştır. Ancak dediğimiz gibi güç=omega diye bir durum yoktur. Yine de yeni bir yanlış algıya sebep olmamak için belirtelim, omega seviyesi mutantların her biri zaten aşırı güçlüdür. Sadece bu, onları omega yapmaya tek başına yetmez.
Noel Baba örneğine dönersek yine yaygın bir yanılgı, Franklin Richards örneğidir. Bir zamanlar var olan en güçlü mutant kabul edilen Franklin Richards’ın daha sonradan yalnızca gerçeklik bükme yeteneğine sahip biri olduğu ve aslında bu yeteneğin mutasyondan gelmediği yani mutant olmadığı ortaya çıkmıştır. Aşağıda yer alan listede yalnızca resmi bir şekilde onaylanmış ve kanıtlanması mümkün mutantlardan bahsedeceğiz. Bu, listedeki karakterlerin yine de tartışmaya açık olduğunu değiştirmez fakat listede olmayan hiçbir karakterin listeye şu koşullar altında eklenmesi söz konusu değildir.

O halde lafı daha fazla uzatmadan sizleri listeye alalım.
(Not: Aşağıda “M-Day” kavramını çok göreceksiniz. Bilmeyenler için M-Day, mutantların baskın topluluk haline gelmesinden sonra insanlar ve mutantlar arasında çıkan çatışmanın sonucudur. Kaos büyüsünü kontrol altında tutan kuvvetli bir cadı olarak Scarlett Witch’in bu çatışma sırasında depresyona girmesi ile “No more mutants.” cümlesini kurarak neredeyse tüm mutantları ortadan kaldırdığı devasa mutant kıyımını ifade etmektedir.)
1. Jamie Braddock (Monarch)

Brian Braddock yani Captain Britain’ın öz kardeşi ve geçmişi kumar borçlarıyla dolu biri olan Jamie “Monarch” Braddock, en güçlü omega seviyesi mutantlardan biridir. Sahip olduğu quantum manipülasyonu sayesinde bir evreni bile hiç yoktan var edebilir. Zaman çizgisi üzerinde de tam kontrol sahibidir. Daha önce iki kez öldürülse bile bugün hâlâ hayattadır ve Krakoan döneminde güçleri kat kat artmıştır.
2. Robert Drake (Iceman)

X-Men’in ilk, en genç ve en ikonik üyelerinden biri olan Iceman, aslında omega seviyesinde bir mutanttır. En temel yeteneği negatif termokinezi olan Iceman, dünyayı buzul çağa geri götürebilecek kadar güçlüdür. Son dönemde bedeninde yaşadığı sorunlar yüzünden vücudunun tamamı organik buzdan oluşan Iceman, bedenine her ne olursa olsun kendisini manipülasyon yeteneğiyle yenileyebilir. Bedenini klonlayabilir hatta buna bile gerek kalmadan kendi bilincini yeni ürettiği bir buz veya kar parçasına aktarabilir. Bu yönüyle bir tanrı minyatürü halini alabilmektedir.
3. Joshua Foley (Elixir)

Hayatının erken dönemlerinde mutant karşıtı yağma gruplarında yer alan Joshua, şifa odaklı mutant yeteneklerinin keşfedilmesinin ardından ailesi tarafından reddedilmiş ve Xavier Enstitüsüne başvurarak New Mutants ekibinin bir parçası haline gelmiştir. Artık Elixir ismini kullanan Joshua Foley, evren çapında bir mutant kıyımı olan M-Day’den sonra güçlerini korumaya devam edebilen yirmi yedi öğrenciden biri oldu. Biyokinetik güçleri sayesinde Elixir, dokunduğu organik canlıların biyolojik yapısını tamamen değiştirebilme yeteneğine sahiptir. Bu gücüyle tek dokunuşu sayesinde herhangi bir canlıyı öldürebilir veya bir ölüyü diriltebilir.
4. Jean Grey (Marvel Girl/ Dark Phoenix)

Meşhur Dark Phoenix hikayesi sayesinde Jean Grey en popüler omega seviyesi mutanttır. X-Men’de yer aldığı yıllarda kendisine Marvel Girl ismini seçen Jean, çift yetenekli mutantlardan biridir. Aynı anda hem bir telepat hem de bir telekinetik olan Jean, yalnızca telepati mutasyonu ile omega seviyesindedir. Yaygın kanı aksine telekinezi yetenekleri ancak alfa seviyesindedir. Çocukluğunda arkadaşının ölümüne tanıklık etmesi sebebiyle telepati yetenekleri gerilemiş fakat Profesör X’in yardımıyla geri kazanılmıştır. Daha sonra evrenin en güçlü soyut varlıklarından biri olan Phoenix ile birleşerek telekinezi yeteneklerini de sınırsız hale getirmiştir. Omega seviyesindeki telepatlığı ve yine Profesör X’in yardımı ile Phoenix’i kontrol altına alabilmiştir.
5. David Haller (Legion)

Omega seviyesi mutantların belki de en güçlüsü olan David Haller yani Legion, aslen X-Men’in kurucusu Charles Xavier’ın oğludur. Geçmişinde annesi, ırkçı bir saldırının hedefi olduğunda ve bu saldırıda üvey babası öldürüldüğünde Legion ilk kez travmatik kişilik bozulması yaşamıştır. Çoklu kişilik bozukluğuna sahip Legion, çevresindeki bilinçleri kontrolü olsun ya da olmasın özümseyen ve bunların mutasyonunu benimseyerek zamanı kendi iradesine göre bükebilen bir mutanttır. Legion, zihninde 200’den fazla gelişmiş bilinci ve kişiliği taşıdığını söylese bile Rogue ona dokunduğunda binlerce mutasyon algılamıştır. Legion’ın bu sayısız kişiliğinin her biri ayrıca omega seviyesinde mutasyona sahiptir.
6. Erik Lehnsherr (Magneto)

Bir Polonyalı olarak geçmişi İkinci Dünya Savaşı’nın trajedileriyle dolu olan Magneto, X-Men’in baş düşmanı olarak tanınmıştır. Esas motivasyonu mutantlar için ideal dünya düzenini her ne pahasına olursa olsun yaratmak ve türünü istediği refah seviyesine ulaştırmaktır. Manyetik manipülasyon yeteneği sayesinde bir Celestial’ın bedeni, yer çekiminin tamamı, astral boyut düzlemi veya her neyi kapsarsa kapsasın varolan tüm manyetik alanları kontrol edebilen biri olarak Magneto tek hareketiyle Güneş sistemini yok edebilecek kadar güçlüdür. Ayrıca kendi yarattığı özel kaskı sayesinde Profesör X gibi üst düzey telepatlar dahil olmak üzere her türlü telepatik saldırıya karşı dayanıklıdır.
7. Kevin MacTaggert (Proteus)

Sahip olduğu psionik gerçeklik manipülasyonu sayesinde hem X-Men’in hem de Magneto’nun Brotherhood’unun hedefi haline gelen Proteus, iki grup arasında çıkan çatışmada ölmüş fakat sonra kendi çevresindeki gerçekliği bükerek yeniden dirilmiştir. Kendi çevresindeki gerçekliği omega seviyesinde düzenleyebilen Proteus; çoklu-evrenin her bir köşesine ışınlanabilir, vücudunun formunu maddenin tüm halleri arasında değiştirebilir, sonsuz güçte görünmez güç alanları yaratabilir, bir gezegenin yapısını rahatlıkla değiştirebilir. Örneğin Mars’ı yaşanılabilir hale getirmiştir. Üstelik tüm bunları düşünce yoluyla yapabilmektedir.
8. Absolon Mercator (Mister M)

Mutant özelliklerini ilk kez gösterdiği Belçika’daki çocukluk yıllarının ardından eğitimi için Amerika’ya gönderilen Mister M, M-Day’den sonra hayatta kalan sayılı mutantlardandır. Mister M, madde manipülasyonu yeteneği sayesinde herhangi bir şeyi omega seviyesinde düzenleyebilen bir mutanttır. Örneğin havayı solunamaz hale getirebilir, vücudunun boyutunu büyültüp küçültebilir, organik maddeleri inorganik olacak şekilde düzenleyebilir, bir mutantın mutasyonuna son verebilir, canlıları öldürebilir veya diriltebilir, hiç yoktan nükleer patlamalar yaratabilir. Kısacası Mister M, maddeyle ilgili akla gelebilecek her şeyi yapabilir. Ayrıca doğal haliyle telepatik saldırılara karşı bağışıklığı bulunmaktadır.
9. Ororo Munroe (Storm)

Storm, mutant yetenekleri ilk kez doğup büyüdüğü Kahire’de ortaya çıktıktan sonra, Afrika’ya yağmur yağdırabilen bir kadın olarak yerel halk tarafından kısa zamanda tanrıça olarak kabul edilmeye başlamıştır. Yetişkinlik yıllarında X-Men’in tanıdık yüzlerinden biri haline gelen Storm, yine en ikonik omega seviyesi mutantlardan biridir. Atmokinezi yeteneği sayesinde hem dünyada hem de dünya dışı her türlü ortamda hava durumu üzerinde tam kontrol sahibidir. Bununla beraber her türlü hava durumuna karşı da dayanıklılığı ve bağışıklığı bulunmaktadır.
10. Bennet du Paris (Exodus)

Bennet du Paris, 12. yüzyılda Fransa’da yaşamış bir mutanttır. Haçlı Seferleri sırasında mutant güçleri fark edildikten sonra Apocalypse tarafından şampiyon ilan edilmiş ve Exodus ismini almıştır. Apocalypse ondan dostunu öldürmesini istediğinde efendisine ihanet etmiş ve bu olaydan sonra binlerce yıllık uykuya zorla sokulmuştur. Modern zamanda ise Magneto tarafından diriltilmiştir. Bir maddeyi atomlarına kadar işleyebileceği telekinetik yeteneklere sahip olan Exodus, çevresel güvene dayalı bir mutasyona sahiptir. Yani çevresindekiler ona ne kadar güveniyorsa güçleri o kadar artacaktır ancak insanlar onu güvensiz hissettirdiklerinde de benzer şekilde güçleri zayıflayacaktır. Aynı zamanda güçlü bir telepat da olan Exodus’un omega seviyesindeki mutasyonu telekinezidir.
11. Quentin Quire (Kid Omega)

Geçmişi pek çok mutant gibi X-Men ve Xavier Enstitüsüne dayanan Quentin Quire, tıpkı Jean Grey gibi Phoenix’in taşıyıcısı ve omega seviyesindeki bir telepattır. Profesör X tarafından çok tehlikeli olduğu için kontrol altına alınmak istenen Quire, ortaya çıkan bir kaza sonucu ölmüş fakat dünyaya Jean Grey’i arama amacıyla dönen Phoenix’in onun gücünü Jean Grey ile karıştırması sonucu yeniden dirilmiştir. Krakoan döneminde X-Force’un bir parçası olan ve kendisine Kid Omega ismini seçen Quire, tek bir saniyede on milyonlarca düşünceyi üretebilecek kadar güçlüdür. Zihinsel manipülasyon yeteneği o kadar gelişmiştir ki varolan her bir insanın zihninde yapay simülasyonlar yaratıp bunları sonsuza kadar yaşatabilmektedir. Ayrıca yine Jean Grey gibi aynı zamanda alfa seviyesinde bir telekinetiktir. Psişik telepati yeteneklerini kullanmadan bile sadece telekinezi gücüyle Apocalypse ile baş edebilecek seviyeye erişebilir.
12. Gabriel Summers (Vulcan)

Vulcan, psişik mutasyon yetenekleriyle meşhur Summers ailesinin (diğer fertleri Cyclops ve Havok) küçük çocuğudur. Profesör X tarafından gizli bir X-Men ekibine alınan Vulcan, görevin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra M-Day’e kadar bilinçsiz bir şekilde dünya yörüngesinde savrulmaya devam etmiştir. Bilincini kazandığında intikam hırsıyla yaptığı kontrolsüz saldırılar yüzünden uzun yıllar sürecek bir uzaylı savaşına sebep olmuştur. Kardeşleri gibi enerji manipülasyonuna sahip olan Vulcan, omega seviyesinde psişik bir mutanttır. Sonsuz yoğunlukta her türlü enerjiyi emip kendi isteğince şekillendirerek kontrol edebilir. Ayrıca diğer mutantların mutasyon enerjisini de emerek ortadan kaldırabilir. Enerjiyi genellikle elleri ve gözleriyle yöneten Vulcan, saf enerjiyi katılaştırarak yeni nesneler de yaratabilmektedir. Evrendeki sonsuz enerji akışını sağlayan bedeni, üst düzey bir dayanıklılığa da sahiptir.
13. Hope Summers (Hope)


İsmini M-Day’den sonra doğan ilk mutant olarak mutant ırkının umudunu yeşertmesinden alan Hope Summers, uzak gelecekteki bir mutant olan Cable’ın üvey kızı yani Scott Summers (Cyclops)’ın üvey torunudur. Gelecekte Cable tarafından gizlice yetiştirilmiş ve M-Day sonrasında mutant ırkının yeniden doğuşunu tetiklemesi adına geçmişe (günümüze) gönderilmiştir. Krokoan döneminde, ölmüş mutantları yeniden diriltmekle görevlendirilen ve diğer üyeleri Elixir, Proteus, Tempus ve Egg olan The Five’ın lideridir. Phoenix’in taşıyıcılığını da üstlenmiş biri olarak Hope Summers, tüm mutant ırkının tek bedene bürünmüş halidir. Çevresindeki bütün mutantların güçlerini manipüle edebilen omega seviyesindeki bir mutant olarak Hope Summers; her bir mutantın yeteneğini bedenine kopyalayabilir, yeteneği silebilir, hiç yoktan var edebilir veya taşıyabilir. Mutant güçleri üzerinde sınırsız bir söz sahibidir.
Krakoan Dönemi

Xavier Enstitüsü kayıtlarınca bilinen ve seviyesi resmi olarak onaylanan mutantlar yukarıda belirtildiği kadardır. Ancak daha sonra bu on üç mutanta ek olarak pek çok yeni mutantın da omega seviyesinde olduğu ortaya çıkmıştır. Yeni omega mutantlarının seriye kazandırılması Krakoan dönemi olarak bilinen ve mutant külliyatında bir devrim niteliği taşıyan yeni bir serinin başlangıcı ile oluyor. Fakat gündelik veya çok sıkı çizgi roman takip etmeyen kimsenin Krakoan dönemine ait yeterli bilgi seviyesinde olduğunu düşünmüyorum. Halihazırda bu dönem finale ulaşmış bir dönem de değildir zaten. Bu nedenle yazının kalan kısmında Krakoan dönemini kısaca özetleyeceğim ve geri kalan omega mutantları da kısa cümlelerle listeleyip yazıyı sonlandıracağım.
Krakoa, geçmiş X-Men sayılarında ekibi rahatsız eden bir görevdi. Göreve göre ekip mutant özelliklerini sömüren Krakoa adındaki bir adaya gitmek durumundaydı. Adada geçirilen sürede ise adanın aslında bir canlı olduğu, hatta kendi mutasyonunu taşıdığı tespit edildi. Profesör X’in araştırmaları sonucunda ise adanın geçmişi öğrenilebilmişti.
Krakoa adası, geçmişte Okkara olarak bilinen ve mutant türünün ilk mensuplarına ev sahipliği yapan devasa bir kara parçasının ürünüydü. Okkara, Alacakaranlık Kılıcı denilen devasa bir uzay kılıcı ile ikiye bölündüğünde Krakoa ve Arakko olmak üzere iki farklı ada ortaya çıktı. Krakao dünyada kalırken Arakko, Apocalypse ve onun atlıları tarafından Mars’a taşınarak korunmuştur.
Yıllar sonra böyle bir yerin varlığını keşfeden Charles Xavier, dünya üzerindeki tüm insanlara mutant türü olarak Krakoa’yı kendi öz ülkeleri olarak benimseyeceklerini söylemiş ve tüm mutantları bu ülkenin vatandaşı olmaya davet etmiştir. Birbirleriyle bağlantıları sebebiyle Krakoa ve Arakko ülkeleri iki kardeş devlet olarak benimsenmişlerdir.
Bu iki devletin de yöneticileri ve gizli örgütleri bulunur. Marvel evrenine mutantlara özgü iki yeni devlet ekleyen Krakoan dönemi atılımı, evrene aynı zamanda yeni mutantlar da kazandırmıştır. Bu mutantların belli bir kısmı ise omega seviyesindedir. Onlardan bahsetmek gerekirse:

1. Isca the Unbeaten
Apocalypse’in baldızıdır. Omega seviyesindeki mutasyonunun ona verdiği güç, kaybetmeme yeteneğidir. Domino’nun şans faktöründe olduğu gibi doğal ve pasif olarak gelişen bu yetenek, Isca’nın ne olursa olsun kazanacak tarafta kalmasını veya şartların Isca’nın zaferi adına olgunlaşmasını sağlamaktadır.
2. Tarn the Uncaring
Isca’nın sevgilisi ve çok güçlü bir Okkaran büyücüsüdür. Gücü sayesinde kendisine inananlardan büyük bir kült oluşturup tanrı kompleksi yaratmıştır. Psikokinetik biyolojik manipülasyon yeteneği, DNA’yı ve düşünceyi işleyen nöronları tamamen değiştirip şekillendirme yetkisine sahiptir.
3. High Mutant Prophet Idyll
Önsezi yeteneği sayesinde geleceği açıkça görebilen Idyll, Arakko’nun yok oluşunu Apocalypse ve onun karısı Genesis’e haber vermiştir. Bu haber tiye alınsa bile Genesis yıllar sonra Idyll’in haklı olduğunu anlamış ancak müdahale edememiştir. Ayrıca Idyll’in Idyll III isminde kendisiyle aynı güçlere sahip ve yine omega seviyesinde bir mutant kızı da vardır.
4. Genesis of the Great Ring
Apocalypse’in eşidir. Omega seviyesinde bir klorokinetiktir. Çevresindeki tüm bitki yaşamını kontrol edebilmektedir. Fakat güçlerini nasıl kullanacağı konusunda bilgisizdir. Mutant yeteneklerinden ziyade politik yönetme becerisiyle ön plana çıkmaktadır.

5. Redroot the Forest
Redroot the Forest, Okkaro’nun baş düşmanı Amenth’ten bir mutanttır. Canlı bir mutant ada olan Arakko ile konuşabilmektedir. Bu yönüyle Arakko’nun sesi olarak tanınır. Mutasyonu ona doğanın her türlü yaratısıyla iletişim kurabilme yeteneği tanımaktadır.
6. Ora Serrata the Witness
Kendi kanun ve sözünü kabul eden herkesi varoluştan silebilme yeteneğine sahip olan Ora Serrata, Arakko’nun hükümdarlarından biridir. Ancak mutasyonunun açıkça bir dezavantajı vardır ki Ora Serrata, devasa gözü zarar görürse yeteneğini geçici olarak kullanamaz.
7. Lodus Logos
X-Men’den Storm’un çok yakın dostlarından biri olan ve Arakko’nun hükümdarlarından kabul edilen Lodus Logos, sözel metalojenez yeteneğine sahiptir. Sözleriyle sınırsız miktarda ve şekilde metal yaratabilmektedir. Fakat doğal olarak konuşamazsa yeteneğini kullanamaz.
8. Lactuca the Knower
Arakko hükümdarlarından olan Lactuca hem omega seviyesinde bir mutant hem de bir evrensel şekillendiricidir. Arakko adasının tüm parçalarının Mars’a sorunsuzca taşınmasına yardım etmiştir. Mutasyonu sayesinde her şeyin yerini bilip görebilmektedir.

9. Sobunar of the Depths
Yine Arakko hükümdarlarından olan Sobunar, suda yaşayan mutantların torunudur. Mutasyonu sayesinde damarlarında akan kan, gezegenlerin su ihtiyacını giderip okyanusları doldurabilecek kadar yoğun sudur. Arakko’nun su ihtiyacını tek başına karşılamıştır.
10. Xilo
Okkaro’nun düşüşünden sonra binlerce yıl boyunca şekil değiştirerek hayatta kalan Xilo, bir terrakinetik ve terraformiktir. Yani toprağı istediği şekle sokup toprak yoluyla istediği şekli alabilen bir mutanttır. Bir gezegenin fizyolojik yapısını tek başına değiştirebilir.
11. Nameless (The Shape-Shifter Queen)
Diğer varlıkların görünüşünü ve güçlerini tamamen kopyalama yeteneğine sahip bir omega mutant ve Arakko’nun vekil naibidir. Naiplik yetkisi için Storm ile girdiği düello sonucunda kaybederek Storm tarafından öldürülmüş ve bu yetkiyi Storm’a devretmiştir.
12. Uqesh the Bridge
Uqesh, tanrıları çağırma yeteneğine sahip bir mutanttır. Uqesh onları çağırdığında tanrıların cevap vermeme seçeneği yoktur. Pek çok kez Arakko’da düzen sağlamaları amacıyla tanrıları çağırmıştır.

13. Lycaon Two Wolves
Lycaon, Wolverine ile aynı mutasyona sahip iki kurdun omega seviyesinde bir bedende yer alan halidir.
14. Kobak Never-Held
Kobak, Arakko’nun Amenth tarafından ilhak edildiği yıllarda doğup büyümüş bir mutanttır. Günümüzde Arakko yöneticilerinden biri olarak kabul edilir. Hayvan benzeri fizyolojisi ile pençeleri ve vücudundaki tüy benzeri dikenleri fırlatabilme yeteneğine sahiptir. Arakko’nun yönetici meclisi Büyük Yüzük’ün üyelerinden biri olduğu için Omega seviyesi olduğu bilinmektedir çünkü Büyük Yüzük’te sadece omega mutantlar yer alabilir. Fakat mutasyonu hakkında detaylı bilgi yoktur.
15. Orrdon the Omega Rocket
Orrdon, kendini roket misali hareket ettirebilen ve sürekli hızlanabilen bir mutanttır. Yanlışlıkla Isca’nın topraklarına uçtuğu için Isca tarafından öldürülmüştür.

16. Kıyametin Dört Atlısı
Pestilence, War, Famine ve Death olmak üzere dört kişiden oluşan bu ekip, Apocalypse ve Genesis’in Okkara’da doğup büyüyen ilk çocuklarıdır. Ve tahmin edileceği üzere mutasyon yetenekleri mitlerde belirtilen kıyamet alametlerinin aynısıdır.
