Ece Karaduman
2016 yılında kurulan ve ilk çıkışlarını “Thread the Needle” teklisi ile yapan İngiliz grup 2017 yılında “Calcutta” ve “Nazareth” ile teklilerine devam ettiler. 2018’de grup, bir dizi bağımsız tekli olan “Jaws”ı yayınladı. OutKast’ın “Hey Ya!” şarkısını coverlamalarının ardından da “The Way That You Were” ı yayınladılar.
2019 yılına geldiklerinde ise grup “Sundowning” adıyla ilk albüm haberini duyurdu ve “The Night Does Not Belong to God” albümün ilk parçası olarak yayınlandı. 2020 yılında grup, Sundowning’in genişletilmiş bir versiyonunu yayınladı. Bu versiyonunda Billie Eilish’in “When the Party’s Over” Whitney Houston’ın “I Wanna Dance with Somebody (Who Loves Me)” şarkılarını ve “The Room Below’’ olarak bilinen dört yeni piyano parçalarını dahil etti.
2021 yılına geldiklerinde grup ikinci albümlerinin haberini verdi. “This Place Will Become Your Tomb’’ adlı albümün ilk teklisi “Alkaline’’ şarkısını yayınladılar, Alkaline’ın ardından hız kesmeden “The Love You Want” ve “Fall for Me”yi de yayınlayan grup bu albümleriyle İngiltere Albüm Listesi’ne 39 numaradan giriş yaptı ve kendilerini daha da duyurmayı başardı. 2022 yılında turnelerine devam eden ve “Chokehold”, “The Summoning”, “Granite”, “Aqua Regia” adlı teklilerini yayınlayan grup 2023 yılına girdiğimizde bu şarkılarını üçüncü albümleri olan “Take Me Back To Eden’’ adlı albümünde topladı.
2023 yılının daha yarısına bile gelmeden dinleyici sayısında hızlı bir artış yaşayan ve bunu sadece üç albümle başarmış olan Sleep Token için “Onlar kimdir?’’ sorusunun cevabı aslında verilemez çünkü kimse bu grubunun üyelerinin kim olduğunu bilmiyor. Aşağıdaki resimde ilk albüme kıyasla 2023’ün daha ortalarındayken yaşadıkları yükselişi görebilirsiniz. Bu yükseliş aslında, günümüzde birçok sanatçıda şahit olduğumuz gibi sosyal medyanın gücü sayesinde oluştu.

Bu yazıda; grubun anonimliğinin nedenini, bunun gruba olan etkisini, özgün şarkılarını ve bunu nasıl bir tarzla yansıttıklarından bahsedeceğim.
Yüzlerini maskeyle, vücutlarını ise siyah cübbelerle örten grubun solisti Vessel adıyla anılır ve davulcu, basçı ve gitarist sırasıyla II, III ve IV olarak bilinir. Konserlerini “Ritüel’’ adı altında yaparlar ve sahne esnasında üyelerin sohbet ettiği, ya da gösteri konsepti dışında iletişime girdiği görünmüyor. Bu gizemli figürlerin kimliklerine dair bir açıklama olmadığı gibi grubun bilinen sadece bir röportajı bulunmaktadır.
Metal Hammer dergisinde yaptığı röportajda Vessel bu anonimliği “Bizim kim olduğumuz önemsiz. Müzik; kimin grupta olup olmadığına göre pazarlanıyor, uğraşılıp kalıplara sokulup olmadığı bir şeye dönüştürülüyor.’’ diyerek açıklıyor. Sleep Token bu yöntemi uygulayan tek grup elbet de değil, eğer metal dinliyorsanız bu temada birçok grup olduğunu bilirsiniz. En bilinenlerden korku filminden fırlamışçasına maskeleriyle Slipknot ya da kendilerine bir tiyatro sahnesi kuran tarikat-varimsi tarzıyla
Ghost örnek verilebilir. Hızlı yükselişlerine rağmen Sleep Token, Ghost’un aksine anonimliklerini korumaya devam ediyor.
Slipknot’un üyesi olan Corey Taylor, Sleep Token’ı Slipknot’un ilk yıllarına benzetmiş ve müzik tarzları hakkında şu sözleri dile getirmiştir “Onlara metal diyeceğim ama müziklerinde çok farklı seviyeler ve katmanlar var. Pop unsurları var, caz unsurları var. Kimsenin gerçekte onların kim olduğunu bilmemesi hoşuma gidiyor. Bilinmek istemedikleri gerçeğini seviyorum.” Bu sözün ardından artık Sleep Token’ın o özgün müzik tarzını anlatabilirim.
‘’Hayat karanlıktır. Hayat parlaktır. Hayat çirkindir. Hayat güzeldir. Türlerde kaybolmayın. Müzik herkes içindir.’’ sözünü benimsemişler ve şarkılarında birçok tarzı bir arada barındırmışlardır. Bu grup, alternatif metal, yeri geldiğinde progresif metal ve geniş indie rock/pop’un tuhaf ve benzersiz bir karışımıdır. Ama olan tek tuhaf şey bu değil, grup altında hikayeleri yatan şiirsel şarkı sözleriyle de öne çıkıyor.
Vessel, II, III, ve IV, kendilerini antik bir Tanrı olan Uyku’nun hizmetkârları olarak sunarlar.
‘’Buraya nasıl geldiğimiz kim olduğumuz kadar alakasız, önemli olan müzik ve mesaj. Uykuya hizmet etmek ve mesajını yansıtmak için buradayız.” sözüyle hareket ederler. Vessel yine aynı röportajında Birleşik Krallığın eski olduğunu, yüzyıllarca süren efsanenin burada gömülü olduğundan ve bu topraklarda güç olduğundan bahseder. Kendileri de bu gücü şarkılarına ve temalarına yansıtır.
Maskelerindeki rünler Sleep Token’ın kısaltmasıdır ve eski rünlerde ST olarak okunur. Albüm kapaklarında ya da şarkılarında barındırdıkları sembolizm, hikayeler ve rünleri konuşmak için tamamen başka bir yazıya ihtiyaç olacağından çok bahsetmeyeceğim. Lakin ilginizi çekerse, kendiniz araştırabilirsiniz.
Bu noktada, bu grubu süper kahramanlara benzetmeden edemeyeceğim, zira Vessel’in uyku ile tanışması bile adeta bir çizgi roman konusu gibi. Vessel, şan ve ihtişam vaadiyle bir rüyada Uyku ile karşılaşıyor ve onun mesajını yaymayı kendine görev ediniyor. Vessel, sahne kostümünü giydiği zaman Antik bir Tanrı’nın elçisi oluyor, tıpkı Bruce Wayne’nin maskesini taktığı zaman Batman olması gibi. İkisi de gizli kimlikleri arkasında bambaşka birisi. Batman Begins’te de geçtiği gibi “Beni tanımlayan maskenin altında olduğum kişi değil, beni tanımlayan şey yaptığım şey. “
Grubun bir seveni olarak, müziklerinin daha çok kişiye ulaşmış olması beni mutlu ediyor. Vessel, gelecek hakkında “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Hayat geçicidir ve bu da geçecektir.” dese bile ben gelecekte başarılı işlerine devam etmelerini diliyorum. Eğer hala bu grubu dinlemediyseniz kesinlikle bir şans vermenizi öneririm.
