Kabulleniş

Sıcak bir kanın akışı gibi zihnimden kalemime kelimeler damlıyor. Böyle küçük dizeler, küçük kelimeler… Ağzımdan adeta firar ediyorlar. Ben ise yakalayamıyorum belki de yakalamak istemediğimdendir tüm bunlar. Durduramıyorum bu kalemi de kendimi de. Zihnimin karanlık hapishanesinden firar edenler, elime hâkim oluyor. Başlıyor bu satırları karalamaya, tüm ruhumu sarıyor ve beni yavaşça ele geçiriyor. Duyun efendim duyun! Kabullenişimi duyun, yıllardır bir sır gibi sakladığım bu sessiz haykırışımı duyun. Hatta duymakla kalmayın, tüm insanlara yayın bu söyleyeceklerimi.

 Yasın beş evresi vardır. Ben şu an son evresindeyim. Her şeyi sessizce kabulleniyorum. Bunu siz kime yazmak isterdiniz bilmiyorum ama ben sizin yerinize bilinmez bir boşluğun içinden yazmaya devam ediyorum. Sahi senden sonra toparlandım mı ben? Yoksa daha da mı çok batıyorum dibe? Hayat büyüdükçe gerçekleri vuruyor yüzüme. O hiç büyümek istemeyen kız çocuğu sonunda büyüdü işte. Çok zorlanıyorum oysa ağlamak, haykırmak isterken hafif bir tebessüm ile geçiştirmekteyim. Pek iyi sayılamıyorum sanki bu konularda. Korkuyorum, hem de çok… Herkesin senin gittiğin gibi aniden gitmesinden… Sahi tam otuz hafta geçmiş ölümünün üzerinden. Otuz cumartesi ve otuz pazar…

 Ölümün diyebiliyorum ilk defa ne acı. Kabullenmeye mi başladım? Bilmiyorum. Bugün herkes mutlu ailede. Ben uzakta tek başımayım sen ise daima yanımda… Sahi bir insanı unutmak bu kadar kolay mı? Ne korkunç! Tekrar gelsen belki bu şehre… İşte o zaman koşarak gelirdim yanına son kez olsun sarılmak için. Ama maalesef hayat o şansı bir daha vermeyecek bana, biliyorum. Zorluyor beni bazen… Yaşamak, büyümek istiyorum aslında ama korkuyorum.  Gülmek istiyorum, kimseye aldırmadan yaşamak, bol bol yazmak, sürekli gezmek, insanların dediğine kafayı takmamak mesela… Sence bu mümkün mü? Sahi sen kaç şehir gezmiştin, kaç kişi tanımış, kaç anı biriktirmiştin? Sevenlerin vardı bayağı. Yasın evresini gözlemlerken bunu da gördüm. Her yerde ayrı bir zorluk var.

Ne buradan gidebiliyorum ne de bir yere varabiliyorum. Özlüyorum tüm ailenin toplandığı o eski günleri, senli günleri özlüyorum. Ben aslında çocukluğumu özlüyorum. Gördün mü orada dedemi ya da meleği? Ben onları görmesem de çok özlüyorum. Yasın ilk evresini annemde gözlemledim. Bu benim için çok acı doluydu senden sonra toparlanamadı. Ben onu toparlarken de yoruldum. Gerçi biraz hâlâ aynı… Özellikle ilk aylar eve gelince hiç tanıyamadım. O neşe dolu kadın sanki yok olmuştu. Konuşmuyor, yemek yemiyor, telefonda bir şarkı durmadan tekrar ediyor. Yasın üçüncü ve dördüncü evresini ise kendi üzerimde gözlemledim. Oysa keşke gelseydim. Son zamanlarında yanında olabilseydim. O telefonu açsaydım. Pazarlık evresiydi işte bu. Daha sonra aylarca seni rüyamda gördüm. Her gün uyku düzenim daha da bozuldu, herkesin güldüğü yerlerde ben ağlamaya başladım. Oysa şimdi rüyamda görmek seni… Bu bir lütuf gibi… Konuşabiliyorum çünkü seninle orada ama sanki son zamanlarda arayı fazla açtık. Senin için bu şehre gelmiştim. Sen beni bu şehre emanet ettin. Bizler için savaşıyorum. Bazen beni sevmeyenler en yakınlarım oluyor. En zor taşları onlar yoluma koyuyor ama yanımda büyük destekçilerim de var bunu biliyorum. Ben bu ölümü artık kabulleniyorum.

Sevgili dayıma…

Yorum bırakın